Haber-Aktüel

Yitik Hazine: Ankara Tavşanı

Anavatanı Ankara yöresi ve kentidir. Dünyada Ankara’nın eski ismine nispeten Angora Tavşanı olarak bilinmektedir. Çok sayıda tavsan ırkları içerisinde Ankara Tavşanı, bilinen en eski tavşan ırkı olup, yününden iplik elde edilen tek tavşandır. 1723 yılında Anadolu’dan Fransa’ya götürülmüş, oradan da dünyaya yayılmıştır. Sir Matthew Mc Hammer’ın 1678 yılına tarihlenen o günkü Osmanlı coğrafyasını gezip gözlemlerini kaleme aldığı “Seyahat Günlükleri” isimli eserinin 2. Cildinde; Ankara Tavşanı ile ilgili olarak; “17 yüzyılın sonu ve 18. Yüz yılın başlarında Avrupa’da Fransız yüksek tabakasının rağbet ettiği en popüler evcil hayvan olmuşlardır” şeklinde bir bilgi verilmektedir. Bu tarihi kaynakta ifade edilen bilgiye bakılırsa 17. Yüz yılın ikinci yarısına tarihlenen birincil bir kaynakta net bir şekilde bahsediliyor olması Ankara Tavşanın menşeini ifade etmesi açısından çok önemli bir bilgidir. Çünkü bu araştırma yazımız esnasında bazı yabancı kaynaklarda özellikle Ankara Tavşanının menşeinin Türkiye olması konusunun bilinçli bir şekilde atlandığını gözlemledik. Örneğin; Britannica Ansiklopedisinin İngilizce versiyonundaki Ankara Tavşanı maddesinde, ismiyle ilgili olarak;  “Ankara (Angora) Keçisinin yününe benzer nitelikte bir yüne sahip olduğu için bu isimle adlandırılmıştır” şeklinde bir bilgi geçilmiş. Bu yaklaşım bize göre tam olarak oryantilist bir bakış açısının ifadesidir. Oryantilist yaklaşımda bu bakış açısına sıkça rastlanır. Bu yaklaşıma göre şark toplumları; -ki batılılara göre şark meselesi öncelikli olarak  bir Osmanlı ve Türk meselesidir- yüksek kültür ve medeniyetler inşa edemeyecek ölçüde bedevi ve barbar toplumlardır. Kültür ve medeniyet anlamında bir terakki söz konusuysa bu muhakkak batı kaynaklı olmalıdır. Oryantilistlerin en meşhurlarından Gibbons’a göre; Osmanlı Devletini bile Türkler değil müslümanlaşmış Rumlar kurmuştur çünkü Türkler böylesi gelişmiş bir uygarlığı kurabilecek nitelikte bir toplum değildir görüşünü savunur. Yani oryantilist yaklaşımda çok bilinçli bir şekilde olay, olgu ve gelişmelerin menşei-kökeni doğulu olamaz hep batıya nispet edilmelidir. Bu nedenle; Sir Matthew Mc Hammer’ın 1678 yılına tarihlenen “Seyahat Günlükleri” isimli eserindeki bilgiyi önemsiyoruz ve bir ispat niteliği taşıdığını düşünüyoruz. Kökeni Türkiye-Ankara olmasına karşın Türkiye’de zaman içerisinde nesli tükenmiştir.   2000’li yıllarda bazı müteşebbis ve hobici insanların girişimiyle yurt dışından damızlık temin edilerek ana yurduna geri dönmüştür. Çok değerli olan Ankara Tavşanı ana yurduna kolay uyum sağlamıştır.

 Ankara Tavşanı; 1900’lü yılların başında ise Amerika’da tanınmaya başlanmışlardır. Birçok varyetesi türetilmiştir. Amerikan Tavşan Yetiştiricileri Kulübünün (ARBA) kategorize ettiği İngiliz, Fransız, Dev ve Satin türleridir. Bunların dışında Alman, Çin, İsveç, Fin fenotip ve varyeteleri de vardır. Ankara tavşanında boyun kısa, baş yuvarlak ve orta büyüklüktedir. Kulakları dik, iki yana açık ve uçlarında birer püskülü vardır. Kulakların iç yüzleri ince, kısa ve seyrek tüylerle örtülüdür. Kulağın dış yüzü ipeksi, ince uzun tüylerle kaplıdır. Beyaz tavşanlarda gözler kırmızıdır. Ayaklar ince uzundur ve uzun tüylerle kaplıdır. Kemikler ince ve sağlamdır. Ortalama canlı ağırlıkları 3,5-4 kg’ dır. Ergin canlı ağırlık dişilerde erkeklerden daha fazladır. Bu hayvanlar 3-4 aylıkken cinsel olgunluğa gelirler. Fakat çiftleştirme için en uygun yaş 7-8 aylık yaştır. Bir batında 5-6 adet yavru doğuran Ankara tavşanlarında sütten kesim çağındaki kalan canlı yavru sayısı ortalama 3’tür. Yavrular 6 haftalık yaşta sütten kesilirler. Ankara tavşanlarının ekonomik ömürleri 4 yıldır.

Angora tavşanları birincil olarak kılları için beslenir. Fakat kesim yaşına gelen erkekler (bunların yün üretimi dişilerden azdır) ve damızlık olarak saklanmayan dişiler et için ayrılırlar. Yani hem kıl hem de et üretimi için uygundurlar. Ayrıca Ankara tavşanı, sessiz ve güzel görünümü nedeniyle çok sevimli bir hayvan olduğu için yurt dışında ev hayvanı olarak da yaygın olarak yetiştirilmektedir. Avrupa ve Amerika’da düzenlenen yarışma ve fuarlarda sergilenmekte ve görsel olarak yarıştırılmaktadırlar.

 Tavşanlarda kıllar her 90-100 günde bir toplanırlar. Bu sürenin uzamaması gerekir. Kıllar makasla, elektrikli aletle kırkılır. Yahut kıl düşürme metodu ile toplanır. Kıl düşürme metodu çok iyi bakım şartları ve bilgi ister. Süresi kırkılmaya göre uzundur, fakat kıllar kaliteli olur. Dişiler yılda 1 kg yün verirken erkekler 700-800 gr yün verirler. En iyi yün 9. ayda 3. toplamadan alınır. Gebelik ve laktasyon kıl üretimini 1/3 azaltır. Bu nedenle damızlık sayısı %5 oranında tutulur. Angora tavşanlarında kılların ticari kalitesi uzunluk ve temizliğe bağlıdır.

1. Kalite kıl 6 cm den uzun ve temiz olanıdır.

2. Kalite kıllar ise 6 cm den kısa yine temiz olanıdır.

3. Boyun ve ayaklardan elde edilen temiz fakat keçeleşmiş kıllar 1. kalite kılların %15 i kadar değer ifade eder.

Unutulmaması gereken ve üzerinde durulması önemli olan husus; uzunluğu ne olursa olsun kirli kılların hiçbir değerinin olmadığıdır. Yetiştirici tavşanların mümkün olduğu kadar temiz tutulmasına dikkat etmelidir. Bir tavşandan yılda ortalama 800-900 g. kadar yün alınabilmektedir.

Angora kılı iplik halinde birbirine tutmaya izin verecek ölçüde uzun olduğu için tekstilde önemli bir yer tutar. Tavşan kılı katilula kabuklarının çok narin kabarıklığı nedeni ile çok düşük bir sürtünme katsayısına sahiptir. Bu ise çok özel bir yumuşaklık ve kayganlık verir. Angora tavşanında aranan renk her türlü uygulamaya uygun olan beyazdır. Angora tavşanının örtüsü deri sekresyonunun çok az olmasından dolayı %98,5 oranında saftır. Koyun yapağısı ise %50 saftır. Isı tutma kapasitesi, hafifliği, yumuşaklığı ve alerjik etki yapmayışı gibi özellikleri dolayısıyla tüm dünyada aranan ve üretilen bir yündür. Angora yünü gerek saf olarak, gerekse diğer liflerle, özellikle ince koyun yünüyle karıştırılarak giysilerin üretiminde kullanılır.

 Ankara tavşanlarında yün verimi üzerine ırkın, cinsiyetin, yaşın, canlı ağırlığın, mevsimin, gebelik durumunun, beslenmesinin ve kırkım ağırlığının önemli etkisi olmasına karşın yün verimi ve yün kalitesi kalıtsaldır. Yün verimi üzerine beslenme ve ısı gibi diğer faktörlerin dolaylı etkisi vardır. Ankara tavşanlarında, dişilerdeki yün verimi erkeklerden %15-20 oranında daha fazladır ve en yüksek kalitede yün dişilerden elde edilir. Yetişkin dişi tavşan yaklaşık olarak 4 kg. canlı ağırlığa ulaştığında yün verimi en yüksek düzeydedir. .Ankara tavşanları 10-25 °C arsındaki sıcaklıklarda bakılır. Yüksek sıcaklık yem tüketimini azaltır, yünün büyüme hızını ve sonuç olarak yün verimini düşürür. Özellikle 30 °C gibi yüksek sıcaklıklarda yünün miktarı ve kalitesi düşer. Buna karşın 5 °C gibi düşük sıcaklıklarda yünün miktarı artar. Ankara tavşanı 1100-2000 m. yükseklikteki yerlerde iklimsel koşullar nedeniyle başarıyla yetiştirilebilmekte ve yüksek yün verimi elde edilebilmektedir. Ancak bu sıcaklıkta tavşanlarda yem tüketimi çok artmakta ve birim yün başına gider yükselmektedir. Ankara tavşanlarının ana ürünü, yaklaşık % 75 oranında keratin içeren yün örtüsü olduğu için, rasyonda alınan enerjinin her ünitesi başına daha çok proteine ihtiyaç vardır. Bu hayvanların rasyonlarında %116-17 oranında ham protein, 2898 kcal/kg sindirilebilir enerji ihtiyacı vardır. Özellikle sülfür içeren amino asitler (%0.6), lisin, metiyonin, sistin yüksek oranda rasyonda bulunmalıdır.

Ülkemizde 2000’li yıllarda devletin ve basında çıkan yayınların teşvikiyle Ankara Tavşanı Yetiştiriciliğine dair bir girişimcilik trendi yaşanmıştır. Ege Üniversitesi akademisyenlerinin yürüttükleri bir araştırma projesinden elde ettiğimiz verilere göre; irili ufaklı 42 işletme ve bu işletmelerin birleşmesiyle kurulan Angora Birlik A.Ş. isimli bir çatı kuruluşun faaliyet gösterdiğini biliyoruz. 2007 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinden M. Artukoğlu, Ş. Işın, F. Gençler, Ç. Koçak isimli akademisyenlerin “Türkiye’de Ankara Tavşanı Yetiştiriciliğinin Genel Özellikleri, Sorunları ve Çözüm Önerileri” isimli araştırmaya göre; Türkiye’de Ankara Tavşanı Yetiştiriciliği yapan 42 işletme üzerinde çalışılmış ve elde edilen verilere göre; ülkemizdeki bu alanda yetiştiricilik faaliyetinde bulunan işletmelerin başarı ve/veya başarısızlık nedenleri raporlandırılmıştır.

Elde edilen sonuçları şu şekilde özetleyebiliriz;

1)İşletmelerde, işletme yerinin seçimi ve tavşanlık binasının yapımı konusunda gerekli titizliğin gösterilmediği saptanmıştır.

2) Yetiştiricilerin büyük çoğunluğunun bu işle ilgili deneyim sürelerinin ve sahip oldukları bilgi ve farkındalık düzeylerinin çok az olduğu, bu işe asıl uğraş alanlarının dışında ikinci bir seçenek olarak baktıkları anlaşılmıştır.

3) İşletmelerde bulunan Ankara tavşanlarının çoğunluğunun 12 aylıktan küçük ve Fransız genotipli oldukları tespit edilmiştir. Bu sonuç yetiştiriciler açısından Türkiye’de üretilen yünün niteliğinden çok niceliğinin önem taşıdığını göstermektedir. Çünkü Fransız tipi, diğer genotiplere göre daha fazla, ancak daha düşük kaliteli yün üretmektedir.

4) İşletmelerde kullanılan yem rasyonu tavşanlara yönelik olmayıp daha çok kuzu ve buzağı palet yemi kullandıkları gözlemlenmiştir. Bu durum verimi ve hayvanların sağlığını etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

5) İşletmeler daha çok zaman ve emek isteyen yün üretiminden çok, nispeten daha kolay damızlık yetiştiriciliği ve satışına yönelmişlerdir. Süreç içerisinde başlangıçta elde ettikleri karlı damızlık satışlarını sonraki dönemlerde yakalayamamışlardır.

6)  Koşulların uygun olup olmadığına bakılmaksızın, abartılı reklam ve yayınların etkisi ile Türkiye’nin hemen her bölgesinde üretim çiftlikleri açılmış, işletmelerin birleşmesiyle kurulan Angora Birlik A.Ş. kurulmuştur. Örgütlenme yolu ile birçok sorunun üstesinden gelinebileceği düşünülerek kurulan Angora Birlik istenilen başarıya ulaşamamıştır. Örgüte üye işletmelerin çeşitli illere ve bölgelere dağılmış olması ve aralarındaki uzaklık nedeniyle örgütün yem sağlaması ve yün pazarlanması gibi konulardaki hizmetleri sınırlı kalmıştır.

Anavatanı Anadolu olmasına karşın Ankara Tavşanı yetiştiriciliği Türkiye’de yok denecek kadar azdır ve az sayıdaki üretici girişimi istenilen başarıyı gösterememiştir. Ancak, dünyada Ankara tavşanı yetiştiriciliği yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Özellikle Çin, Şili, Fransa, Almanya, Arjantin, Brezilya, Hindistan, Kore ve Macaristan tavşan yünü üreten başlıca ülkelerdir. Dünyada Ankara tavşanı yünü üretimi yaklaşık 10.000 ton kadardır. Bu üretimin yaklaşık % 90’ını Çin gerçekleştirmektedir. En yüksek Ankara tavşanı popülasyonuna sahip Çin’de bu tavşan ırkı ile ilgili olarak çalışan bir enstitü bile mevcuttur (Angora Rabbit Institute). Çin üretiminin önemli bir kısmını ihraç etmektedir. Güney Amerika ülkelerinden Şili 550 ton, Arjantin 300 ton yün üretimi ile Çin’den sonra gelmektedir. Bu iki ülke teknik ve ekonomik yönden Almanya ile yakın ilişki içerisindedir. Aynı durum yıllık üretimleri 180 ve 150 ton olan Macaristan ve Çek Slovakya cumhuriyetleri içinde geçerlidir. Fransa’nın yıllık tavşan yünü üretimi 210 ton olmakla birlikte, ürettiği yün, uzun, kaba ve yolunarak elde edilmesiyle dikkat çekmektedir. Almanya, yıllık yün üretimi sadece 20 ton olmasına karşın teknolojik açıdan önemli bir role sahiptir. Almanya’da her yıl pedigrili yetiştirilmiş binlerce damızlık erkek tavşan dış ülkelere satılmaktadır. Diğer ülkelerin yün üretimleri çok daha fazla olmasına rağmen, Almanya, damızlık materyal ve teknik açıdan üstün bir konuma sahiptir.

Tavşan yününü işleyen başlıca ülkeler İtalya (2000 ton), Almanya (500 ton), Fransa, Hindistan ve Şilidir. Tavşan yünü çok canlı bir dış ticarete sahiptir. Angora yünü yurtdışında çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Tekstil sektörünün hemen her türünde Angora Tavşanlarının yününden yararlanılmaktadır. Yurtdışında ham Angora fiyatları hem çok farklı ve dalgalıdır. Yurtdışından Angora; Onz olarak (Onz=İngiliz Ölçü Birimi 28.5 gr) alınır-satılır. 1 Onz yünün fiyatı 2$-6$ arasında değişmektedir. Angora iç pazarda uzun yıllar kullanılan bir ürün olmuş, ancak üretimi olmadığı için milyonlarca dolar ödenip dış pazardan karşılanmış, ithal edilmiştir. Ankara Ticaret Müsteşarlığı’ndan alınan resmi verilere göre Türkiye, değişen yıllarda 50-120 ton arasında Angora ithalatı yapıyor. Türkiye’de Ankara tavşanı yünü gereksinimi dış alımla karşılanmaktadır. Ülkemizde tavşan yünü işleyen belli iplik fabrikaları olmasına karşın tavşan yününden yapılmış ipliği kullanan birçok tekstil firması mevcuttur.

Sonuç olarak; eşsiz bir bio çeşitliliğe sahip ülkemiz çok üzücü bir şekilde bu biolojik mirasından yararlanamamaktadır. Maalesef ki hikaye burada da aynıyla karşımıza çıkmaktadır. Yani bizim coğrafyamıza ait biolojik zenginlikler anavatanlarında değer görememiş, nesilleri yok olmaya yüz tutmuş ve yabancılar tarafından yurtdışına çıkarılarak geliştirilmiş ve ekonomik değere dönüştürülmüştür. Bu manzarayı Sultan Tavuğu, Hünkari Güvercini, Ankara Tavşanı, Osmanlı Lalesi ve Gerze Hacı Kadın Tavuklarının Fransa’da La Flache tavuklarına dönüşmesinde görmekteyiz. Bu örnekler çoğaltılabilir. Gerçekten çok acı ve üzücüdür. Folluk Dergisi olarak ülkemizin biolojik mirasına ve yerli gen kaynaklarımızın korunmasına çok önem veriyoruz. Dergimiz bu motivasyondan yola çıkarak kurulmuş ve faaliyet gösteren bir misyona sahiptir. Yayın hayatımıza devam ettiğimiz sürece bu konularda farkındalık oluşturmaya ve literatür üretmeye devam edeceğiz.

Araştıran-Yazan: Erkan FİLİZ

Erkan Filiz

1980 Edirne doğumlu evli ve bir kız çocuk babası. İstanbul Süs Tavukları ve Bahçe Hayvanları Yetiştiricileri Derneği’nin Eski Genel Sekreteri, Sultan Tavukları Kulübü’nün Kurucu Başkanı ve halen Başkan Yardımcılığı görevini üstlenmektedir. Folluk Dergisi’nin kurucusu ve editörlüğünü yürütmektedir. Tavukçuluk, Kanatlı Yetiştiriciliği ve evcil hayvan malzemeleri sektörlerinde faaliyet gösteren ticari işletmelerinde iş hayatını sürdürmektedir.