Hobicinin El kitabı Kanatlı Sağlığı

Süs Tavuğu Yetiştiriciliğinde Kuluçka Süreçleri

            Damızlık bakım idaresi ile ilgili ilk yazıdan sonra tavuklarda üreme sistemi, yumurtanın oluşumu, yumurtaların toplanması ve depolanması gibi kuluçkalık yumurta kalitesinin muhafaza yöntemlerinden bir önceki yazımızda bahsetmiştik. Uygun şartlarda bekletilen kuluçkalık yumurtalarda embriyoların canlılığını koruyarak yüksek kuluçka randımanı ile üretimde etkinliğin sürdürülmesi hedeflenmektedir. Temel yetiştirme ilkeleri üzerine kaleme aldığımız bu 3. yazımızda; kuluçka koşulları ve kuluçka sonuçlarının değerlendirilmesi hakkında bilgiler ile yetiştiricilik zincirinin kuluçka halkasının daha sağlam olması konusunda farkındalığımızı arttırarak, hedeflenen etkin üretime bir adım daha yaklaşacağımızı düşünmekteyim.

            Doğal kuluçka olarak tanımlanan gurk tavukların kullanımı geçmişte çok yaygın iken günümüzde artık yerini tamamen kuluçka makineleri kullanarak gerçekleştirdiğimiz suni kuluçka yöntemine bırakmış durumdadır. Bu yüzden, yetiştiriciliğin “Kuluçka” aşamasında kuluçka makinelerimizin kapasitesini belirlerken; damızlık sayısı, yumurta verimi, depo koşulları, dışarıya yumurta satışının olup olmaması vb. unsurların dikkate alınarak üretim projeksiyonunun yapılması yerinde bir strateji olacaktır. Kuluçka işlemi, ilk 18 günlük gelişim ve son 3 günlük çıkım süreci olmak üzere iki dönemde ele alınmaktadır. Mümkünse gelişim ve çıkım dönemlerinin ayrı makinelerde ve hatta ayrı odalarda gerçekleştirilmesi daha işlevsel olacaktır.

Kuluçka Koşulları

            Gelişim döneminde sıcaklık, nem, çevirme ve havalandırma olmak üzere başlıca 4 ana çevre faktörü vardır. Çıkım dönemi ise çevirme uygulanmamaktadır. Kuluçka koşullarından en kritik öneme sahip olanı sıcaklıktır. Eğer kuluçka makinesi tek seferde yükleniyor ise makine sıcaklığının ilk 18 günlük gelişim periyodunda 37.5-37.8 °C ve son 3 günlük çıkım periyodunda 36.1-37.2 °C seviyelerinde tutulması; eğer yumurtalar kademeli olarak yükleniyorsa farklı yaştaki embriyolara sahip yumurtalar arasındaki ısı alışverişi ile denge kurulacağından 37.5 °C’ye sabitlenmesi gerektiği teorik bilgi olarak öngörülmektedir. Fakat, yumurta içindeki embriyo durağan bir nesne değildir ve yaşayan embriyo 9-10 günlük yaştan sonra ısı üretmeye başlar ki bunun miktarı embriyo büyüdükçe artmaktadır. Bu yüzden de kuluçka süreci boyunca, yumurta kabuk sıcaklığı 37.8 °C (100 °F) olacak şekilde makine sıcaklığı ayarlanmalıdır. Bunu sağlamak için günde 1 veya 2 kez kızılötesi termometre ile makineden sıcaklık kaybı olmadan kapı hafif aralanarak hızlı bir şekilde 10 kadar yumurtanın orta kısmından ölçüm yapılabilir. Ölçülen değerlerin ortalaması alınarak makine set değerinin ne olması gerektiği konusunda fikir sahibi olabiliriz. Örneğin, ortalama sıcaklık 38.1 °C çıktı ise makine set değerini 0.2-0.3 °C kadar azaltmak; ortalama 37.5 °C çıktı ise makine set değerini 0.2-0.3 °C kadar arttırmak gerekmektedir. Burada dikkat edilecek önemli bir husus, 9-10 gün ve sonrası yapılacak ölçümlerde sıcaklığı diğer yumurtalara göre belirgin seviyede düşük olanların dölsüz veya ölü embriyoya sahip yumurtalar olabilme ihtimalidir. Bunları ortalama hesaplarken dikkate almamak gerekir. Bu tip sorunları en aza indirmek adına kuluçkanın lamba kontrolü 18. günden daha önce yapılıp lamba dölsüzlerini ayıklamak avantaj sağlayacaktır. Kabuk sıcaklık ölçümü sistemli ve düzenli olarak yapılacaksa başlanmalıdır. Normalde de belirli aralıklarla yapılması gereken kuluçka makinelerinin kalibrasyonları, eğer kabuk sıcaklığı ölçümü yapılmayacaksa daha sık aralıklarla kontrol edilerek yeniden ayarlanmalıdır.          

             Depodan alınan yumurtaların ara bir sıcaklık olarak 24-26 °C sıcaklıkta 4-6 saat kadar ön ısıtma uygulanarak kuluçkaya koyulması tavsiye edilmektedir. Özellikle, 12-15 °C gibi düşük sıcaklıktaki depodan direk kuluçkaya koyulan yumurtalarda hem terleme yapma gibi istenmeyen bir durum ile karşılaşma, hem de makine içinde önceden koyulmuş yumurtalar varsa onlardan gereğinden fazla ısı çekerek kabuk sıcaklığı ortalamasını azaltma durumu oluşabilir. Bu da makine içinde istenmeyen bir sorun olarak sıcaklığın dalgalanmasına neden olabilir. Sıcaklık, uygun seviyeden uzaklaştıkça çıkış zamanında saatlik kaymalara sebep olacaktır. İstenen düzeyden düşük olması durumunda civcivlerin çıkışlarının gecikeceği veya yüksek olması durumunda civciv çıkışlarının erken olacağı, daha da önemlisi randıman kaybı yaşanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

            Bir diğer kuluçka çevre etmeni olarak nispi nemin yaklaşık %55 seviyesinde sağlanması gerekmektedir. Tavuk ırklarının kuluçkalık yumurtalarında, bu seviyeyi hem gelişim hem de çıkım döneminde sağlamak yeterlidir. Çünkü, çıkışların başlamasından sonra civcivlerin kuruma sürecinde makine içi nispi nem oranı bir miktar daha yükselmektedir. Kuluçka makinesinin nem oranı ile yumurta ağırlık kaybı arasında ters orantı vardır. Makine içerisinde nem oranı uygun seviyeden daha aşağı oldukça yumurta ağırlık kaybı artacak, nem oranı yükseldikçe yumurta ağırlık kaybı azalacak ve sonuçta iyi bir embriyo gelişimi için istenen ağırlık kaybı ortalamasından kaymalar meydana gelecektir. Kuluçkanın gelişim dönemi boyunca ağırlık kaybı ortalamasının %10-14 aralığında olması, hava boşluğunun çıkım öncesi embriyonun nefes alması için gerekli hava rezervuarı oluşturması açısından, normal olarak kabul edilmektedir.

Yumurta ağırlık kaybı (%): (kuluçka başlangıcı yumurta ağırlığı – 18. gün yumurta ağırlığı)/( kuluçka başlangıcı yumurta ağırlığı) x 100   formülünden hesaplanmaktadır.

            Bir başka kuluçka faktörü olarak havalandırma, makine içindeki ortamdan yumurta kabuğunda bulunan porlar vasıtasıyla gaz alışverişi yapan embriyo açısından oldukça önemlidir. Makine içerisindeki havanın dış ortamda normal seviye olarak kabul edilen %21 oranında oksijen içermesi gerekir. Deniz seviyesinden yükseklere çıkıldıkça yani rakım yükseldikçe oksijen seviyesi azalacaktır. Buna bağlı olarak da yüksek rakıma sahip bölgelerde yetiştiricilik yapanların kuluçka randımanlarında alçak bölgelere kıyasla düşüş olması muhtemeldir. Kuluçka randımanı eğer yetiştirici açısından yeterli kabul ediliyorsa sorun yoktur, fakat rakımın etkisinin ortadan kaldırılması istenirse makine içerisine oksijen verilmelidir. Makine içerisinde karbondioksit oranının da dış ortamda normal olarak kabul edilen %0.05 seviyelerinde olması istenir. Kuluçka boyunca yumurta makine içindeki havadan oksijen alıp karbondioksit kaybetmektedir. Özetle, kuluçka makinesi içindeki hava kalitesinin uygun düzeyden sapmaları durumunda embriyo ölümlerinin artacağı ve neticesinde kuluçka randımanından kayıplar yaşanacağı unutulmamalıdır.  

            Sıcaklık, nem ve havalandırma açısından bakıldığında kuluçka makinelerinin koyulduğu odanın şartlarının düzenlenmesi kuluçka randımanı açısından avantaj sağlayacaktır. Özellikle soğuk veya sıcak iklime sahip bölgelerde veya mevsimsel olarak uç sıcaklıklarda odanın 24-26 °C seviyesinde tutulması gerekmektedir. Bu değerler depodan alınan yumurtalar için ön ısıtma şartını da sağlayabilir. Benzer şekilde odanın nispi nem seviyesinin de özellikle karasal iklime sahip bölgelerde %55 seviyelerine mümkün olduğunca yakın olması sağlanmalıdır. Yine odanın havasının temiz olmasının sağlanması gerekir ki makine hava deliklerinden gaz alışverişini bu odadan karşılayacaktır. Kısacası, kuluçka makinelerinin koyulduğu oda şartlarının iyileştirilmesi ile makinelerin daha verimli çalışmaları sağlanarak kuluçka randımanı yükseltilebilecektir.   

            Çevirme olarak tanımladığımız son çevre faktörümüz genel itibariyle saatte 1 defa 45 ° açıyla sağa ve sola olacak şekilde ilk 18 günlük gelişim döneminde uygulanmaktadır. Çevirme kuluçkanın ilk haftasında özellikle de depo süresi uzadıkça daha büyük öneme sahiptir. Çünkü, embriyolar bu süreçte çevirme uygulamasına karşı daha hassastır. Kuluçkanın ilk haftasından sonra embriyonun çevirmeye karşı hassaslığı giderek azalır hatta 14-15. günden sonra neredeyse yumurtaların çevrilmemesi randımanda kayba neden olmamaktadır.

Embriyo Gelişimi

            Yumurta yumurtlandıktan sonra döllü ise embriyo gelişiminin optimum seviyede kalması amaçlanmaktadır. Kuluçka işleminin başlatılmasıyla orta tabaka (mezoderm); iç (endoderm) ve dış (ektoderm) tabakaları arasında gelişir. Bu tabakalar, embriyonun değişik doku ve organlarının temelini oluştururlar. Endodermden; solunum, sindirim ve salgı gibi vücudun iç sistemleri gelişir. Mezodermden; dolaşım, boşaltım ve üreme sistemleri ile iskelet ve kaslar gibi vücudun orta kısımları oluşur. Ektodermden; sinir sistemi, gaga, göz, ibik, deri, tüyler ve kloak gibi vücudun dış kısımları meydana gelir.

            Gelişim dönemini tamamlayan yumurtaların 18. gün çıkım sepetlerine aktarılırken karanlık bir odada lamba kontrolü ile ışığı tamamen yansıtanlar (dölsüz) ayıklanabilir. Eğer kuluçka makinelerinin bulunduğu odanın sıcaklığı 24-26 °C civarında ise lamba kontrolü için de uygun ortam sağlanmış olur.  Bu ayrım daha önceden yapılmak isteniyorsa beyaz kabuklu yumurtalarda kuluçkanın 7-8. günü ve kahverengi kabuklu yumurtalarda ise 9-10. günü yapılabilir. Bu yumurtalar lamba dölsüzleri olarak kabul edilir fakat gerçek döllülük oranının belirlenebilmesi için yumurtaların kırılarak incelenmesi lazımdır. Çıkım sistemine alınan yumurtalarda ebeveyn yaşı, depo koşulları ve kuluçka koşullarına göre değişmekle birlikte genellikle kuluçkanın 468. saati çıkışlar başlar ve civcivlerin %70’inden fazlası 484-494. saatleri arasında çıkarak pik seviyesine ulaşır, kalan yumurtalardan da çıkabilenler 510. saate kadar çıkışı tamamlar. Çıkımın tamamlandığı kuluçkanın 21. gün sonrası çıkış yapmayan yumurtaların da kırılarak makroskopik inceleme ile embriyo ölümlerinin ve gerçek dölsüzlerin saptanması gerekmektedir. Önceki yazılarımızda tavsiye ettiğimiz üzere soy takibine yönelik bir üretim yapılıyor ise çıkım sepetlerine yumurtalar alınırken çıkım sepetleri bölünebilir, pedigri kutuları veya fileler vasıtasıyla hangi yumurtadan hangi civcivin çıktığı belirlenebilir. Yumurta üzerine yazılı bilgiler ile civcive uygulanacak kanat numarası gibi etiketleme işlemleri sonucu kayıtlar tutulmaya devam edilmelidir.

            Embriyo gelişimini genel olarak erken, orta ve geç olmak üzere 3 dönemde incelemekteyiz. Embriyo gelişiminin ilk 7 günlük kısmı erken dönem, 8-17 günler arası orta dönem ve 18-21 günler arası ise geç dönem olarak kabul edilmektedir. Embriyo ölümlerini incelerken kabuğu kırıp çıkamadan ölen embriyolar ile pozisyon hatası sonucu ölenler de yine geç dönem içerisinde değerlendirilmektedir. Lamba kontrolü ve kuluçkanın tamamlanmasından sonra kırılan yumurtalar incelenirken özellikle kuluçkanın ilk 2 günlük sürecinde ölen embriyoların ayırt edilmesi oldukça güçtür ve bunlar bilinmeden dölsüz olarak kabul edilebilir. Bu da randımandan asıl kaybın yaşandığı noktanın neresi olduğunu saptamamızı güçleştirebilir. Embriyo eğer kuluçkanın 0-2 günleri arasında ölmüş ise yumurta sarısı üzerinde beyaz bulutumsu bir yapının varlığı görülmelidir. Sonraki süreçte ölümleri görmek daha kolaydır çünkü 3. gün kan halkaları belirgin bir hal almaktadır. Erken dönemin bitip orta dönemin başladığını yani 8. günde ölümün gerçekleştiğini embriyonun gagasının sert ve belirgin bir hal almış olması ile belirleyebiliriz. Kuluçkanın geç dönemine girişi ise 18. gün yumurta sarısının göbek deliğinden çekilmeye başladığını görerek kolaylıkla karar verebiliriz. Tüm bunlar doğal olarak belirli bir pratiğe ulaşmadan yazıldığı kadar kolay olmayabilir ve zorlanılan konularda bir uzmana danışmak gerekmektedir. Çıkış tamamlandıktan sonra cansız-hareketsiz, çapraz gaga ve dört bacak gibi anormal yapıya sahip ve göbeği tam kapanmamış vb. civcivler ıskarta olarak değerlendirilmelidir. Çıkış gücü ve randımanın hesaplanmasında bu tip kusurları olmayan sağlam civcivlerin sayısı dikkate alınmalıdır.

Kuluçka Sonuçları

            Kuluçka sonuçlarını değerlendirebilmek için bazı formüller ile hesaplamalar yapıp etkinliğin ne düzeyde olduğunun takip edilmesi önem taşımaktadır.

Döllülük oranı (%): (Döllü yumurta sayısı / Kuluçkaya konulan yumurta sayısı) x100

Çıkış gücü (%): (Çıkan sağlam civciv sayısı / Döllü yumurta sayısı) x 100

Kuluçka randımanı (%): (Çıkan sağlam civciv sayısı / Kuluçkaya konulan yumurta sayısı) x 100                                              veya

Kuluçka randımanı (%): (Döllülük Oranı x Çıkış Gücü)/100

Erken dönem embriyo ölüm oranı (%): (Erken dönemde ölen embriyo sayısı / Döllü yumurta sayısı) x 100

Orta dönem embriyo ölüm oranı (%): (Orta dönemde ölen embriyo sayısı / Döllü yumurta sayısı) x 100

Geç dönem embriyo ölüm oranı (%): (Geç dönem ölü embriyo sayısı / Döllü yumurta sayısı) x 100

            Eğer çıkış sonrası çıkım sepetlerinde ölü civcivler veya ıskarta civcivler mevcut ise embriyo ölüm dönemlerinin formüllerinde olduğu gibi oranları hesaplanabilir. Lamba kontrolü sırasında transfer hatası diye tabir edilen yanlışlıkla canlı embriyolu yumurtaların kırılması, başka şekillerde kırılmalarla kaybedilen yumurtalar ile kontamine olmuş yumurtalar başlangıçta kuluçkaya hiç koyulmamış olarak düşünülmeli ve kuluçkaya koyulan yumurta sayısı buna göre düzenlenmelidir. Yetiştiriciliğimizin yalnızca kuluçka aşamasını göz önünde bulundurduğumuzda etkinliğimizin gerçek ölçütü çıkış gücüdür. Tüm dönemlerde oluşan embriyo ölümü oranı ile çıkış gücü oranının toplamı 100’e eşittir, bu sebepten dolayı ölümleri azaltmalıyız ki başarılı bir kuluçka işlemi gerçekleştirmiş olalım.  Kuluçka randımanı, başta döllülük oranı olmak üzere yumurtlama sonrası çevre faktörlerinden etkilenen embriyo ölümlerinin artmasıyla azalan çıkış gücü değerlerinden hesaplanmaktadır. Genellikle tüm üretimi yetiştirici olarak biz idare ettiğimiz için, kuluçka randımanı yetiştiriciliğimizin ne kadar etkin sürdürüldüğü konusunda bize daha net bilgi verecektir. 

            Embriyo ölümlerini dönemlerine göre bilmenin asıl amacı, yaşanılan randıman kaybının ana sebebinin yetiştirmenin damızlık, depo veya kuluçka gibi aşamalarından hangisi kaynaklı problem olduğunun saptanması ve buna uygun çözüm üretebilmektir. Döllülük oranı, ırk, yaş, canlı ağırlık gibi temel etkenlere göre değişmekle birlikte genel olarak %80-90 seviyelerinden daha düşük olduğunda; horozların yetersiz olgunlukta veya çok yaşlı olması, horozların dişilere göre olması gereken (normal kabul edilen seviye: dişilerden %20-30 daha ağır olması) ağırlıktan daha hafif veya daha ağır olması, damızlık sürüde hastalık ile iç ve dış parazitlerin varlığı, damızlıklara verilen yemlerde mikotoksin veya ilaç kalıntılarının bulunması ve horozlarda ayak bacak kusurlarının varlığı gibi damızlık yetiştirme aşaması ile ilgili sorunlar akla gelmelidir. Tüm embriyo ölüm dönemlerinde kuluçka koşullarının optimum seviyesinden küçük sapmaların bile etkili olabileceği unutulmamalıdır. Bu yüzden sıcaklık, nem, havalandırma ve çevirme diye önceki paragraflarda açıkladığımız çevre faktörlerinin etkisi oldukça önemlidir. Kuluçkanın başlangıcında dahi olsa yapılan bir hata sadece erken dönem ölümlerini arttırmakla kalmayacak sonraki dönemlerde de etkisini sürdürecektir. Bu yüzden, başarılı bir kuluçka işlemi gerçekleştirmek isteniyorsa konunun hassasiyet gerektirdiği bilinmelidir. Kuluçka çevre etkenlerine ilave olarak başka sebeplerden meydana gelen embriyo ölümlerini dönemlerine göre özetlemek daha açıklayıcı olmaktadır. Erken dönem embriyo ölümleri fazla ise; depolama koşullarındaki uygunsuzluk (önceki yazımızda uygun koşullardan bahsetmiştik), damızlıkların beslenmelerindeki yetersizlikler, pullorum ve salmonella gibi hastalık etmenleri ile bulaşma gibi hususlar başlıca dikkate alınmalıdır. Orta dönem embriyo ölümleri fazla ise; damızlıkların özellikle vitamin ve mineral açısından yetersiz beslenmeleri ile kontaminasyon gibi konular incelenmelidir. Geç dönem embriyo ölümleri fazla ise; damızlıklarda hastalık, damızlıkların kötü şartlarda yetiştirilmesi ve yanlış yumurta dizimi gibi sebepler sorgulanmalıdır.   

            Yumurtalar depolama sürecinde de bahsi geçtiği üzere hava boşluğunun bulunduğu küt uç yukarı şekilde kuluçka makinesinin gelişim tepsilerine dizilmelidir. Embriyonun doğru konumlanması ile normal çıkım pozisyonu olarak kabul ettiğimiz başı sağ kanadın altında ve hava boşluğu tarafında olması arzu edilir. Böylece embriyolar çıkıştan önce hava boşluğunda bulunan hava ile akciğerlerini aktif hale getirerek daha güçlü bir şekilde hayata başlangıç yapabilmektedir. Bu durum dışında en sık karşılaşılan başın sivri uçta olması başta olmak üzere ayak başın üstünde, baş ayaklar arasında, baş sol kanadın altında, sağ veya sol kanadın üzerinde gibi pozisyon hataları oluşabilmektedir. Yumurtaların sivri uç yukarı gelişim tepsilerine dizilmesi yalnızca çıkış gücünü azaltmakla kalmaz aynı zamanda civcivlerin çıkış zamanının gecikmesi, daha hafif olmaları ve performanslarının da olumsuz etkileneceği bilinmelidir. Nasıl ki damızlık kümesimize dışarıdan hayvan sokmamamız gerekmekte ise kuluçka makinelerimize de başka kümeslerden elde edilen yumurtaları koymamızın bir risk taşıyacağını unutmamamız gerekmektedir. Farklı türlerin yumurtalarını da aynı makine içinde tavuk yumurtaları ile birlikte kuluçka işlemine tabi tutmamamız gerekir. Bu gibi nedenlerden dolayı, belki bizim için çok önemsiz görünen küçük bir ayrıntı veya dikkatsizlik elde edeceğimiz hayvanların tüm yaşamını olumsuz etkileyebilmektedir.  

            Kuluçka ile ilgili özellikler genetik kökenli olmaktan ziyade çevre koşullarından etkilenmektedir. Ancak, özellikle akrabalı yetiştirme sonucu ölümcül (letal) genlerden kaynaklı embriyo ölümlerinin de gerçekleşebileceği bilinmelidir. Her ne kadar kalıtım derecesi düşük olsa bile yumurtanın kabuk, ak ve sarı ile ilgili özelliklerinin ırk veya soylara göre farklılık gösterdiği ve bu yumurta kalite özelliklerinin embriyo yaşama gücü üzerine etki edeceği de hesaba katılmalıdır.  

            Damızlık sürümüzden elde ettiğimiz 55 g ağırlık ortalamasına sahip, kabuk ve şekil olarak normal yapılı yumurtalarda ortalama çıkış gücü oranının %90’a yakın olduğunu varsaydığımızda, ortalama yumurta ağırlığının 10 g altı veya üstü yani 45-65 g ağırlık aralığının dışında kalanlarda çıkış gücü %70-80 seviyelerine; kabukta gizli çatlak, bozuk şekil veya kabuk yapısına sahip yumurtalarda çıkış gücünün %50 seviyelerine kadar düşebileceği dikkate alınmalıdır. Her ne kadar kuluçkalık dışı olarak tabir edilse de bu yumurtalarda oluşabilecek kayıplar göz önüne alınarak kontaminasyon riskini azaltmak açısından en alt kattaki tepsilere dizilerek civciv elde edilebilir. Çift sarılı olan yumurtalarda embriyoların gelişiminin olacağı ancak çıkış gerçekleşmeden embriyo ölümü gerçekleşeceğinden dolayı direk sofralık yumurta olarak değerlendirilmesi daha doğru olacaktır. Örneğin, uygun kuluçka koşullarında 55 g ağırlığındaki bir yumurtanın içinde kuluçka boyunca gelişen canlı embriyonun yaklaşık ağırlıkları; 5 günlükken 0.45 g, 10 günlükken 2.75 g, 15 günlükken 11.0 g, 18 günlükken 18 g ve 21 günlükken 37 g civarındadır. Kısacası, yumurtadan çıktıktan 3-4 saat sonra kurumuş halde tartılacak bir civciv kuluçka başlangıç ağırlığının %66-68’i kadardır. Elde edilen bu civcivlerin yetiştirilmesi konusunda bir sonraki yazımızda ayrıntılı bilgiler aktarmaya çalışacağım.

            Önceki yazılarımızda da vurguladığımız üzere yetiştiricilik; damızlık, kuluçkalık yumurtaların muhafazası ve kuluçka işlemi, civciv ve piliçlerin büyütülmesi gibi halkaların oluşturduğu sonsuz bir zincirdir. Zamanla akıp giden bu nehrin yönünü belirleyecek olan ‘Yetiştirici’dir. Yetiştiricinin ustalığı ölçüsünde bu nehir ya kurak, ya deniz ya da okyanusta son bulacak bir serüvendir. Sonuç olarak, daha etkin üretim ancak damızlık sürümüzden elde ettiğimiz kuluçkalık yumurtalardan mümkün olan en yüksek randımanın sağlanması ile gerçekleştirilebilir. Bu hobinin daha güzel yaşanması dileklerimle diyorum ki; Amatörce sev profesyonelce yetiştir.

Ankara Üniversitesi Araştırma Görevlisi