Röportajlar

Gayretli ve Fedakar Bir Profil: Murat Öztürk

Evet bugün Folluk Dergisi olarak Antalya’dayız yanımızda Antalya Dernek Başkanı ve İspenç Kulüp Başkanı olan Murat Öztürk abimiz var. Murat Öztürk çok özel bir insan. Özellikle camiamız adına ben çok özel olarak görüyorum camiadaki konumunu. Çok özverili fedakarane gayret gösteriyor. Açıkçası ben camianın bütününe baktığımda Murat Öztürk kadar gayret eden özveri gösteren çok az profil görüyorum. Dolayısıyla bu yönüyle kendisini çok önemsiyoruz. Şimdi kendisi ile küçük bir ispenç röportajı gerçekleştireceğiz.

Muhabir: Kısaca Murat Öztürk’ün tanıyabilir miyiz? Biraz Kendinizden bahsedebilir misiniz.

Öztürk: Memnuniyetle 1975 doğumluyum aslen Kayseriliyim. İş olarak bilişim sektöründeyim barkod sistemleri vesair teknolojik işlerle uğraşıyorum. Hobi olarak da hayvanlarla ilgileniyorum. Evliyim Allah bağışlasın 3 tane çocuğum var.

Muhabir: Geçmiş hayatınıza baktığımızda; kafes kuşları, kanarya, kıvrık gagalılar, tavuk, balık- akvaryum gibi geçmişte uğraştığınız birçok alan var. Ama bütün bunların içerisinde sizde daha baskın olarak ön plana çıkan bir sevda var. O da ispenç sevdası. Neden ispenç? yani ispenç te sizi etkileyen ne var ki bu kadar ispenç e gönül verdiniz?

Öztürk: Sanıyorum bunun için birinci etken milli olması yani kan çekiyor. Bunun dışında ispenç bizim ırklarımızın arasındaki süs tavuğu tanımlamasına uyabilecek yani daha doğrusu süs kelimesinin karşılığını tam verebilecek tek ırk. Minik olması, sevimli olması, o sakalları, agresif yapısı, biraz ilgilenince sana olan yakınlığı yani ırk özelliklerine, karakteristik yapısına baktığımızda da birçok tercih sebebi var. Öyle ki; işte ispenç horoz kümeste tavuklarını korur, sahibini kolay kolay sokmaz, saldırır ve o ufacık boyuna posuna bakmadan öyle hareketleri vardır şekilli şekilli gelirler böyle, kabadayı gibi kanadımı düşürerek gelir yani bu paçaları, işte kuyruğu neresine bakarsan bak aşırı çekici sevimli bir hali var. Bunun bunlarla birlikte milli olmasında birleştirince bizim için vazgeçilmez oluyor.

Muhabir: Peki ispençle nasıl tanıştınız? Kısaca ispenç maceranızı özetler misiniz?

Öztürk: Tabii ki memnuniyetle bunu aslında annem duymasa iyi olur. Babama bir sene falan yalvardım herhalde 5 yaşından 6 yaşına kadar olan süreçte babama babamdan kuş istediğimi söyleyerek babama yalvardım. İnşaat işi ile uğraşıyordu Babam. İnşaatın marangozunu razı ettim bir kafes yaptırdım. Onu balkona koydum. Babamın kaçacak yeri kalmamıştı razı oldu. Para verdi git iki tane güvercin al dedi. Fakat verdiği paranın benim istediğim hayvanların tamamına yetmeyeceğini biliyordum. Ancak iki güvercinle 2 kanarya alabiliyordum. Ben harçlıklarımdan da biraz biriktirmişim. Onunla da ancak bir tane de ispenç horoz alabildim. O zaman Aydın’da oturuyorduk sene 1981 6 yaşındayım. İki tane güvercin, iki tane kanarya, bir tane ispenç aldım. Eve geldim fakat ispenci aileme açıklayacağım için annemden dayak yememek için geçerli bahane bulmam gerekiyordu ve dedim ki o zamanlar tavşanlardan böyle çekiliş mekiliş çektirirlerdi. Karşılığında hediye bir şeyler verirlerdi. O zaman yine tavşan gibi ufak hayvanlar verirlerdi hediye çekilişten çıktığını o yüzden mecburen almak zorunda kaldığımı, mecburen eve getirdiğimi söyleyerek o şekilde İlk ispencimi edinmiştim. O zamandan beri de yani elimle kucağımda sürekli beslediğim için o zamandan beri devam eder gelir bu ispenç sevdası. Sanıyorum 1981-2019 38 yıl olmuş.

Muhabir: 38 yıldır ispenç besliyorsunuz.

Öztürk: Evet.

Muhabir: Bu inanılmaz bir kariyer ispenç noktasında.

Öztürk: öyle ama şimdi biz bilinçli tavuk besleme başlayalı daha 5-6 yıl oldu. Ama bugüne kadar beslerken bizde geçmişte olduğu gibi karışık besliyorduk özelliklerine çok fazla dikkat etmiyorduk. Yok kuyruğu şu açıda olacak, işte ibiğin papillaları tek tek olacak, 5. parmak pozisyonu şu şekilde olacak. Yani vasıflarıyla, standardını oluşturup bu vasıfların peşinden giderek bilinçli yetiştiriciliğe daha 6 yıl önce başladık.

Muhabir: Evet şimdi  ispencin çok önemli bir özelliği var. Türkiye’nin yerli ırkları arasında bantam olan yani cüce ırk olan tek ırkı ispenç ırkı. Son zamanlarda git giden popülaritesi artıyor. Son zamanlarda bir tescil süreci ve standardının oluşturması süreci var. Siz bu süreçte de çok aktif rol alıyorsunuz. Biraz bize bu süreçi özetleyebilir misiniz?

Öztürk: Tabii İspencin standardın oluşturulması için sağ olsun Akdeniz Üniversitesi’nden Demir Özdemir hocamızın gayretleri ile 300 küsur tane hayvan ölçüldü değişik illerden, değişik kümeslerden Bunların ortak noktaları alınarak ilk başlangıç standartları oluşturuldu. Bu ölçülerle beraber Bakanlığa tescil başvurusu için demir hocamız gereken dosyayı hazırladı. Bununla ilgili bilimsel makaleler hazırladı başvuruyu yaptı. Sonra ikinci bir makale gereksinimi duyulunca dosyamız geri çekildi. Bu arada bir de gen çalışması ortaya çıkınca dedi ki DNA çalışması yapalım. Böylelikle elimizde bilimsel daha fazla veri ile bakanlığa başvuralım ve tescil sürecini hızlandıralım. Çünkü Bakanlığı dosya verildikten sonra ne şekilde, ne kadar süreçte geri döneceğini bilmiyoruz. Müdahale edemediğimiz bir süreç Dolayısıyla müdahale edemediğimiz süreci mümkün olan en fazla veriyle başlatabilirsek tescili de hızlandırırız diye düşünüldü ve bu şekilde hareket edildi. Bu arada standartlar güncellendi, standartlar güncellenirken yine işte kulübümüz üyelerinden olan veya bize yakın olan illerden Diyarbakır, Ankara, Trabzon, İzmir, Denizli, Antalya, İstanbul, Balıkesir, İzmit benim ilk hatırladığım iller ilk aklıma gelen iller. Onlarca kümesten  yaklaşık yanlış bilmiyorsam 300 civarında daha hayvan tekrar ölçüldü, değerlendirildi. Yetiştiricilerin hedefleri ve yetiştiricilerle görüşülüp bunların ortak noktası alınarak ispenç standartları tekrar güncellendi Yakında bunun da yayını yapacağız. Bir yoğunluk olduğu için, hem Akademik anlamda demir hocamızın yoğunluğundan dolayı, hem de bizim bu arada ispenç tanıtımlarımız fuar ve benzeri katılımlarından dolayı yoğunluk olduğundan dolayı yayınlaması yapamadık ama kısa zamanda dökümante edip yazılı açıklamasını yaptıktan sonra tanıtım videoları ile bu standartları insanların daha rahat anlayabilmeleri için kafalarını soru işareti kalmasın diye videolarını YouTube kanalımızda paylaşacağız.

Muhabir: Evet şimdi tabi bu tescil süreci meselenin bir yönü diğer bir yönü de teşkilatlanması yönü yani ispenç kulüplerin bildiğim kadar Türkiye’deki 2 tane ispenç kulüp var. Biri Antalya merkezli diğeri İzmir merkezli. Birinin zaten başkanlığını siz yürütüyorsunuz. İspenç bahar şenlikleri adı altında yurdun çeşitli yerlerinde ispenç severleri bir araya getirme ve ispenç çalıştayları düzenliyorsunuz.  Açıkçası Türkiye’de başka hiçbir ırkta veya da başka hiçbir dernekte bu yönlü çok yönlü bir şekilde teşkilatlanma çalışması yapılan belki de tek örnek ispenç. Yani hem bilimsel yönü ile tescil standart yönüne çalışılıyor hem ispenç çalıştayları, İspenç bahar şenlikleri adı altında ispenç severleri bir araya getirme süreci var Çok yoğun bir süreç ve bu sürecin de bizim bildiğimiz kadarıyla en büyük yükünü çeken isimlerden birisiniz. Bu yüzden size çok teşekkür ediyoruz. Biraz bundan bahsedebilir misiniz, ispençin Türkiye’de teşkilatlanma sürecinden biraz bahseder misiniz?

Öztürk: Tabii ki memnuniyetle. 2 sene önce biz ispenç sevenleri bir araya getirelim dedik bunun için sosyal medyadan başladık sosyal medyadaki bütün ispenç gruplarının kapatılıp bir tane ispenç grubu Facebook grubu olmasına karar verdik ve sağ olsunlar birçok arkadaşımız destekledi Biz Türkiye İspenç Kulübü Facebook grubunda insanları toparladık. Bazı problemler yaşandı o dönemde ikinci kulübümüz oluştu. İspençciler tavuk camiasında biraz değişiktir çünkü ispençciler çocukları gibi bakıyorlar hayvanlara daha bir titizdirler, daha bir pinpirikli dediğimiz insanlardan oluşur yani çok bağlıdırlar çocuklarıyla beraber resim çektirirler bakın tavuk severleri genel profilini Türkiye’deki ispenç severlerin yüzde sekseni yüzde doksanı hayvanlarını resimlerini çocuklarıyla beraber çekerek paylaşırlar. Yani aileden birisi gibidir ispenç. Bu kültürel yapıdaki insanları organize etmek, toparlamak, bunların bir arada kalmasını sağlamak biraz daha diğer gruplardan zor. O yüzden çok iyi programlanması gerekiyordu. Demir hocamızla ve diğer gruplarla çalıştayları programladık işin akademik yüzü oydu. Birincisini yine bizim organizatörlüğümüzde Antalya’da gerçekleştirdik. Birincisi ispeç çalıştayını. ikinci çalıştay Ankara’da federasyonumuzun semineri ile paralel aynı yerde yapıldı sonrasında Antalya yarışması ve sonrasında yaşanan İspenç camiasındaki dağılmalardan sonra insanları bir araya toparlayabilmek içinde bahar şenliklerine düşündük. Çünkü bu insanların her birisi bizim için değerliydi, ispenç için değerliydi, ispençin kendisi değerliydi çünkü. Bunları ilk başta tasarlarken ispenç bahar şenliğini ilkbahar ve sonbaharda yapalım diye düşündük. Ama yetmiyor yani ülke büyük ispenç sever sayısı fazla.  Biz de  Bahar kelimesini kullanalım dedik. bahar yeniden doğuşun, işte çiçeklenmenin, insanın içindeki heyecanın, doğanın içindeki heyecanın, varoluşun simgesiydi. Dolayısı ile biz her organizasyonumuza oraya Bahar getirmek gibi düşünerek birincisini İzmir’de yaptık. Siz de oradaydınız. Ondan sonra bu şekilde devam etti. Ikincisini Diyarbakır’da yaptık. Doğudaki kardeşlerimizle yaklaşık 55 kişinin katıldığı güzel bir organizasyon oldu orada. Doğudaki kardeşlerimiz uzak olmalarından dolayı kendilerine  ne kadar önem verdiğimizi kendilerinin de diğerleri kadar çok sevildiğini sayıldığını önemsendiğini gösterilmesi gerekiyordu. O yüzden ikinci organizasyonumuz Diyarbakır’daydı. 3. Antalya’da yapılacaktı. Fakat Ekim İstanbul derneğimizin  yapmış olduğu organizasyon oldu, işte eşimin doğumu olduğu arkasından, petzoo fuarı oldu dolayısıyla ekimde boşluk kalmadı. Biz de kimsenin organizasyonunu baltalamak istemediğimiz için her organizasyonu maksimum verimle yaşanmasını istediğimiz için Ekim ayında iptal ettik kasımda yapabilir miyiz acaba derken bu bilimsel panelle çakıştı Antalya’daki. Ekimin ikinci haftasında Isparta’da katılacak olduğumuz tarım fuarı var o çıktı sanıyorum bir türlü mümkün olmadı. Bizim organizasyonlarımızın bir de şöyle bir özelliği var biz hobimizi ailemizle birlikte yaşamak istiyoruz yani eşimiz çocuklarımız bundan zevk alabilmeli Biz bir şeylerle uğraşıyorken bunları atıl vaziyette bir kenarda bulundurmamalıyız Çünkü Sonuçta herkes ailesi üzerinde bir hak taşıyor Yani kendi zevki yüzünden ailesini kenarda bırakmasını ya da ailesinin zamanından çalmasını hoş karşılamıyoruz. Eşlerimizin ve çocuklarımızın da yüz yüze tanışıp kaynaşarak. Avrupa’da olduğu gibi daha kaliteli daha kültürel seviyesi yüksek daha sosyal. organizasyonlar hedefliyoruz.

Muhabir: Görünen o ki bu çabalar başarıya ulaşmış gözüküyor çünkü sizinle biraz önce yapmış olduğumuz sohbette 100’e yakın bir üyeden bahsettiniz zannediyorum Türkiye’de hiçbir kulübün Birçok derneğin bu derece  kayıtlı üye sayısı mevcut değil. Bu ispençe ne kadar ilgi gösterildiğini ve bu konuda gösterilen çabaların ne kadar başarılı olduğunun ifadesi. Tabii sizin aynı zamanda genel olarak süs tavukçuluğu noktasında önemli hizmetleriniz var. Geçmişte federasyon başkan yardımcılığı görevinde bulundunuz. Süreç olarak Türkiye’de süs tavukçuluğunun gelmiş olduğu noktayı nasıl görüyorsunuz? Nasıl yorumluyorsunuz?

Öztürk: Aslında biraz hızlı yürünmüş bir yol olduğu Yani şu anda gelmiş olduğumuz nokta iyi bir yer. Çünkü dernekçilik var öğrenilmesi gereken insanlara öğretilmesi gereken dernekçilik kanadı var. Bunun dolayısıyla teşkilatlanmaları var, İnsan eğitilmesi aşaması var, işte standartların kabul edilmesi aşaması var, İşte yarışmaların altyapıları hazırlıkları sürekli dışarıdan hakem getirerek olmaz. Hakem yetiştirilmesi süreci derken biraz hızlı yürüdük ve EE konfederasyonuna en hızlı kabul edilen ülkelerden birisiyiz yıllardır başvurmuş ama yıllardır hala kabul görmemiş kabul edilmeyi bekleyen ülkeler varken biz çok hızlı bir şekilde yükseldik ve üyeliğimizi yaptık Allah’ın izniyle bence güzel ve verimli bir süreç yaşandı. Fakat daha profesyonel, daha doğru, daha ciddi programlar yapılması gerekiyor. Geleceğe yönelik önümüzde aslında bir çok örnek var. Şimdi ülkenin kültürel yapısı belli, toplumun toplumsal karakteri bellidir Dolayısıyla biz 20 küsür yıldır var olan ve bir ciddi bir mesafe almış, çok ciddi dünya çapında başarılara imza atmış Türkiye Kanarya ve Kafes Kuşları Federasyonumuzu örnek alsak, birçok şeyi yeniden yaşamamıza gerek kalmaz yani Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Bazı durumlarda ne yapmamız gerektiğini önümüzdeki örneklere bakarak hızlıca geçirirsek, çok daha hızlı da yol almamız mümkün. Benim inancım idealist insanlarla belirli bir yere gelmemiz çok da hızlanacaktır ama dediğim gibi en can alıcı noktası profesyonel bir programlama ve buna vakıf insanlar.

Muhabir: Son bir soru sormak istiyorum size. Tabii camiamızın içinden doğmuş bir dergi folluk dergisi. Geçen hafta Petzoo fuarındaydık. Orada Türkiye’deki evcil sektörüne dair kurum, kuruluş, dernekler, federasyonlar hep oradaydı. Köpek Dernekleri, Federasyonu, kedi Dernekleri, federasyonları güvercinciler, sürüngenler, kemirgenler, kafes kuşları camiaları. Orada küçük bir seminer verme imkanımız oldu. Orada katılan arkadaşlara şunu söyledim; Yani arkadaşlar bugün burada birçok farklı dalda partner kuruluşlar var fakat hiçbirinin bir dergisi yok Türkiye’deki tavukçuların bir dergisi var. Folluk Dergisi. Bu dergi süs tavukları camiasının içinden doğan bir dergi ve kısa zamanda çok da önemli bir yer edindi sektörde kısaca folluk dergisi hakkında Kanaatleriniz nelerdir?

Öztürk: Öncelikle folluk dergisinin düşünülmüş tasarlanmış ve camiamıza sunulmuş olması benim için gurur verici bir durum Çünkü bu camiamızın aslında ne kadar gelecek vaat ettiğini ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bizim basın yüzümüz basın ayağımız bu dergi. Bu dergi vasıtasıyla bu derginin içimizde olmasının ciddiyeti ile birçok noktaya ulaşabiliriz. Yani dediğiniz gibi; balık dergisi yok. Kuş dergisi yok. Köpek dergisi yok. Ne var bir tek petshop dergisi var ya da Genel anlamda Dolayısıyla farklı konseptlerdesiniz. Dolayısıyla folluk dergisinin konseptine sahip başka bir yayın organı daha Yok. Bu bizim için büyük bir şans bu birlikteliği güzel bir şekilde devam ettirebilirsek eğer, yani biz foluk dergisine Sahip çıkarsak folluk dergisi de bize sahip çıkarsa birlikte çok güzel şeylere, organizasyonlara imza atabileceğimiz düşünüyorum.

Muhabir: Murat Bey size çok teşekkür ediyoruz. Biz Folluk Dergisi olarak şunu çok önemsiyoruz. Camiada bu işi sevgi ve ilgi ile yapan, camiaya rol model olabilecek insanları vitrine taşımayı çok önemsiyoruz. Sizde bu camia içerisinde fedakarlığı ve özverisi ile, ortaya koymuş olduğunuz performansla bize göre örnek bir şahsiyetsiniz. Bize bu röportaj şansını tanıdığınız için çok teşekkür ediyoruz. Başarılarınızın devamını diliyoruz. Teşekkürler.

Folluk Dergisi

Folluk Dergisi Türkiye tavukçuluğunun medya yüzü